Öncelikle dönem başından bu yana yaptığımız tüm etkinlikler hakkında genel bir yorum yapmak istiyorum. Bir öğrenci olarak eskiden bu yana bende eksik olan bir şey fark ettim. Grup çalışmalarında her zaman daha başarılı ve daha aktif oluyorum. İş bireyselliğe geldiği zaman grup içinde olduğum kadar başarılı olamıyorum ya da şöyle söyleyeyim kendim tek başıma sınırlı bir hayal gücü ve yaratıcılığa sahibim. Bunu nasıl fark ettim? Bu hafta yaptığımız çalışma da şekil veren taraf olduğum zaman benden bir önceki arkadaşın yapmış olduklarını çok kullandım. Belki heykelin eline verdiği şekil veya yüzündeki ifade bana başka bir şeyi çağrıştırdı. Ama önümde düz, ifadesiz bir malzeme dursaydı ortaya çıkacak şey çok yalın ve yaratıcılıktan uzak bir şey olacaktı.
Bunun yanında her iki rolü oynamak hem malzeme, hem sanatçı olmak olaya iki taraflı bakmanın önemi vurgulayan bir etkinlik oldu. Bir öğretmen kendisini öğrencisinin yerine koyup ihtiyaçlarını ve eksiklerini fark edip ona göre ders işlemelidir. Karşımıza çıkacak öğrencilerin hiçbir zaman ilk öğretmenleri olamayacağız ve onlar gerek aileleri olsun, gerekse öğretmenleri olsun çevrelerindeki herkesten her olaydan bir şeyler alıp gelecekler. Ve bu aldıkları şeyler her zaman doğru olmayacak yanlış şeylerde alacaklar. Bu noktada biz öğretmenlerin iyi birer gözlemci olması gerekiyor, yani gereken yerlerde gerektiği gibi düzeltmeler yapabilmeliyiz.
Bu etkinlikle öğretmenlik arasında bir analoji yaparsak sanatçı öğretmen malzemede öğrenci gibi görünebilir ama ben tam olarak böyle düşünmüyorum. Bu görevler sınıf içinde bazen değişebilir, bazen öğrenci öğretmenin düşünceleri doğrultusunda değişebilirken öğretmen de öğrencilerin istekleri doğrultusunda değişebilir. Yöntem değiştirebilir, plan değiştirebilir iki tarafta değişime açık esnek birer malzemedir bence. En sonunda heykellerimizi konuşturmamız şekillendirmek istediğimiz duygu ve duruşu yani durumu tamamlayan ve özetleyen unsurlar oldu.
Bir küçük noktaya daha değinmek istiyorum. Ben ilk şekil olanlar arasındaydım ve bazen öyle duruşlar verildi ki çok yoruldum, sıra bana geldiğinde itiraf ediyorum şekillere acımasızca davrandım. Acaba biz birer öğretmen adayı olarak önümüzdeki iyi örnekler kadar kötü örnekleri de alıp onlar gibi davranır mıyız?