Hani derslerin sonunda öğretmen bir toparlama yapar dersi bir sonuca bağlar sonrada hepimizin korkulu rüyası olan sınavlar gelir. Bakalım derslerde neler öğretmişiz neler öğrenmişler. Bu haftaki çalışmaya başlarken biraz isteksizdim aslında aklıma küçükken sınav zamanları hissettiğim şeyler geldi, tabi küçük olmadığım için eskisi kadar şiddetli olmadı. Bugüne kadar gurup olarak yaptığımız çalışmaların hepsini uygulayabileceğimiz bireysel bir çalışmaya başladık son derste; tiradlarımıza ve bana öyle geldi ki bu çalışmalar bizdeki gelişimin birer göstergesi olacak dersimizin de bir toparlaması. ( Sınavlar gibi J)İlk haftalarda yaptığımız bir çalışma vardı, üçer kişi çıkıp bir duyguyu şiddetine göre canlandırıp resim oluşturmuştuk. Bu haftaki çalışmamız eski çalışmamızın hatırlatması gibi geldi bana. Burada en önemli gördüğüm nokta yaptığımız resimlerle anlatmak istediğimiz duyguyu karşı tarafa ne kadar aktarabildik. Daha önceki haftalarda bunu da tartışmıştık, sözlü veya görsel anlatmak istediklerimizi ne kadar anlatabiliyoruz? Herkesin elinde bir metin vardı ve sahibinden başka metnin konusunu bilen yoktu ve içinden seçilen duyguları karşı tarafa ne kadar aktarabildiğimizi ölçtük, tabi karşı tarafta olduk neler anladığımızı da aktardık. Öğretmenin elinde de bir malzeme vardır öğrenciler bundan çoğu zaman habersizdir ve öğretmen bunu karşı tarafa ne kadar aktarabilir? Ayrıca ilk başta tedirginlikle baktığım tirad çalışmasının bize şöyle bir katkısı da olabilir. Bugüne kadar yaptığımız çalışmalar grup çalışmalarıydı ve genellikle yaratıcılık geliştirme üzerineydi ama ihmal edilmemesi gereken bir durum var ki oda bizler sınıfta öğrencilerle baş başa kaldığımızda sahnede yalnız olacağız. Gurup olarak hareket etmenin yanında bireysel olarak da hareket edebilmemizi sağlayacak ayrıca kendimize olan güvenimizi de artıracak bir aktivite olarak görüyorum bu çalışmayı. Birkaç fotoğraf birkaç duyguyla başladık bu hafta, elimizdeki metni parçalayarak tüme vardığımızda sonuç ne olacak çok merak ediyorum?
Dönüp baktığımızda bu hafta bir önceki haftadan farklı olarak ne yaptık? Geçen hafta grup şeklinde bir oyun sergilemiş bu oyunda mekan, kahraman, engel, yardımcılar, amaç kavramlarını oyunlarımızda aktarmaya çalışmıştık. Ve en önemlisi sergilediğimiz performansta bir konu bütünlüğü olmasına dikkat etmiştik. Aslında şöyle başlamalıyım yaptığımız aktivitelerin hepsi bir kartopu bence, her hafta bir önceki haftalarıda kartopumuza ekleyip büyüyoruz. İlk nasıl başlamıştık diye düşünelim. Arkadaşımızın kitap çalmaya çalıştığı performansı hatırlıyorsak orada arkadaşımız metin kullanmadan seyirciye nerede, ne yapıyor olduğunu anlatmaya çalışmıştı. Kapıdan nasıl girdiğine, kitaplara nasıl baktığına dikkat etmiştik. Devamında grup şeklinde sınırlı bir metinle bir hırsızlık olayı anlatmaya çalışmıştık. Bir sonraki aktivite konusu, kahramaları bizden bir performans olmuştu. Bu hafta artık kısa bir hikayeyi anlatmadıkta uzun bir filmin fragmanını yapmaya çalıştık. Ama artık konuyu, kişileri öğretmenin bize hatırlatması gerekmedi. Biz kendimiz geçen haftalarda kazandıklarımızı otomatik olarak uygulamaya ve diğer grupların oyunlarında bu bilgilerimizi sorulamaya başladık. Peki bir öğretmen olarak bu haftaki performanstan ne çıkarabilirim. Derlerimizi hemen bir filme benzeterek başlamak istiyorum. Nasıl bir film yada bir oyun planlanıyorsa derslerde öyle hazırlanıyor demiştim daha önce. İşte derslerimizin amacını doğru aktarabilmek için nerelerin önemli olduğunu vurgulayabilmek lazım bunu yaparkende sorulara cevap vermemek ve bazı şeylerin öğrencilerde merak uyandırmasını sağlamak gerekli diye düşünüyorum. Oyunlarımızda karakterleri tanıttık, olaylara giriş yaptık ama nasıl gelişeceğini sonucun ne olacağını saklamaya çalıştık. Böylece seyirci filmi merak edecek ve seyretmek isteyecek. Tıpkı bir dersin girşinin olması gerektiği gibi. Derslere yapılan girişlerin dersin reklamı olduğunu düşünüyorum ve bu reklam öğrencilerin derse katılımını ve öğrenmesini en çok etkileten faktördür. Dersin konusunu verip derste yapılacaklar hakkında küçük biz özet yapmak bunu yaparken çocukların kafasında bazı sorular oluşturmak ve bu sorulara ders boyunca cevap aramak etkili bir giriş olabilir. Tabi bunu başarabilmek için yaratıcı ve üretici olamak gerekir. Mesela çoğumuz sınıfta performansa hazırlanırken metin yazma ve konuyu tasarlama kısmında zorlanıp vaktimizin büyük kısmını senaryo yazmaya ayırıyoruz. Oynama kısımlarını doğaçlama olarakta yapabiliyoruz. Ayrıca grup içerisinde de gerçekten birbirimizi tamamladığımızı ve kolletif çalışma ruhunu çok iyi kavradığımızı düşünüyorum.
Öncelikle derse nasıl başladıysak bende yazıma aynı şekilde başlamaya karar verdim. Yani köşe kapmaca oyunu ile. Grup çalışmalarının en önemli amaçlarından birisi toplu halde hareket edip amaca ulaşmaktır. Eğer grup elemanlarından bir kişi üzerine düşeni yapmaz ise grup toplu halde başarısız olmuş sayılır. Bizde grup şeklinde köşe kapmaya çalıştık ve eğer grupça köşeye yerleştiysek orada kaldık, yerleşemediysek ortada kaldık.
Aslında çevremizdeki birçok olay bir öğretmenin dersleri için birer malzeme özelliği taşımaktadır. Bu dersin bana kattığı değerlerden biride bu oldu. Daha önce köşe kapmaca oyununun, mısır patlatmanın böyle bir dersin içinde yer alacağını düşünemezdim. Şimdi çevremdeki her türlü olaya ders için bir malzeme olarak bakabiliyorum. Bir gazete haberi, bir karikatür, bir film her şey iyi planlanmış bir dersin parçası olabilir. Zaten istediğimizde öğrencilerin sınıfta öğrendikleriyle gerçek yaşamları arasında bağlantı kurabilmeleri değil midir? Bunun yanında eğer öğrenciler bunu başarabilirlerse o konuyu öğrenmiş sayılırlar bence. Bundan sonrası öğretmenin yaratıcılığına kalmış neyi nerede kullanacağına ayrıca bunların dersle alakalı olmasına özen göstererek gerçek anlamda eğitici dersler hazırlanabilir. Sınıfta grup olarak sergilediğimiz küçük oyunlar buna bir örnek olabilir. Kısa sürede kriterlere uygun bir senaryo hazırlayarak sınıfa sunduk. Mekân, kahraman, yardımcı, engel ve amaç içeren bir oyun hazırladık ama bunu hazırlamak bize ne kattı? En başta bir hikâye oluşturduk sonra olayların akışına göre bazı kısımları değiştirip düzelttik ve hangi rolün kime daha uygun olduğuna karar vermeye çalıştık. Biz grup olarak kendi hikâyemiz de bir gazete haberini kullanıp onun çerçevesinde bir senaryo oluşturduk.
O zaman farkına varmadım ama şimdi bir gazete haberini kendimize malzeme yapabilmenin bizim yaratıcılığımızı geliştirdiğini düşünüyorum. Mesela; çevre kirliliği ile alakalı bir gazete haberi, bu konuyu ele alan bir üniteye çok güzel bir giriş olabilir. Kısaca çevremizde olup bitenlerin farkına varıp onları doğru kullanma becerisi kazanıyoruz.
Bence son derste yapmış olduğumuz senaryo yazıp sahneleme etkinliği bu güne kadar yapılan etkinliklerin birleşimi oldu. Öncelikle bir öğretmen ve oyuncu arasında çok paralel benzerlikler var dedik ve dersi bu düşünce üzerine kurduk. Evet, bir öğretmen iyi bir oyuncu olmalı. Nasıl bir oyun önceden planlanır ve sonra sergilenirse, bir derste öyle planlanmalı ve sergilenmelidir. Bence iyi bir oyun seyirciye vermek istediği mesajı doğru aktaran oyudur.
İyi bir derste öğretmenin amacına ulaşabildiği derstir, öğretmen önceden kazanımlarını belirler ve dersini bu kazanımlara göre planlar konu aktarmak için en iyi yöntemi belirler. Her ne kadar her şey önceden planlanmışta olsa bu öğrenciye yansıtılmayıp birçok şey doğal olarak gelişiyormuş hissi verilmelidir. Mesela bir fen öğretmeni olarak bize aldığımız derslerin çoğunda öğrencinin ilgisini çeken ve mutlak bir doğruyu aramayan etkinlikler yapılması önerilir. Çünkü sonucun bilinmemesi ve keşfederek bulunması öğrenme seviyesini arttırır. Burada öğretmenlerinde sonucu bilmiyormuş gibi davranıp olayın akışına katılması beklenir ki buda iyi bir oyunculuk gerektirir.
Son etkinlikte sınıfta verilen süre içerisinde gruplar olarak hem senaryomuzu yazdık hem de bunu sergiledik. Nelere dikkat ettik? Sınıfta da konuştuğumuz gibi öncelikle birimlendirmenin önemi üzerinde durduk sonrada inandırıcılık ve en önemlisi anlatmak istediğimizi yani hikâyemizi seyirciye ne kadar aktarabildik. Geçenlerde sınıfta yaptığımız bir etkinlik geldi aklıma. Birbirimize hikâyeler anlatmıştık ve daha sonra o hikâyelerin ne kadar değiştiğini görmüştük, işte bu haftada görsel olarak bunu yaptık.
Peki, bu aktiviteler bir öğretmen adayı olarak bize ne katıyor? Öncelikle ben kendimi ifade konusunda daha çok özeleştiri yapmaya ve dikkat etmeye başladığımı gözlemliyorum. Bir şey anlatırken önce kafamda neden anlattığımı tasarlayıp onu vurgulamaya özen gösteriyorum. Bide sınıfın kontrolümüz altında olması önemli yani ne olup bittiğinin farkında olmalıyız. Biz sadece bu uygulamayı yaparken performans sergilemede değil ayrıca diğer grupları seyrederken de aktiftik bence. Olayları dikkatle incelemeyi öğreniyoruz iyi bir oyuncu olma yanında seyircide olmayı öğreniyoruz. Çünkü eğitim tek taraflı değildir ve biz empati yapmayı da öğrenmeliyiz. Öğrenciler bizim anlattığımızı vurgulamak istediğimizi anlıyorlar mı?
Kısaca, ders başından bu yana yapmış olduğumuz aktivitelerin öncelikle iki amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Birincisi kendimizi karşı tarafa doğru ifade edebilmek (doğru jest, mimik, duruş, metin…vb), ikincisi doğaçlama özelliğimizi geliştirmek. ( seri bir şekilde hikaye tamamlamak, kalabalık bir grup olarak tek bir kişiymiş gibi davranmak)